Artık Bir Şeyler Yoluna Girmeliydi !

103
Artık Bir Şeyler Yoluna Girmeliydi !
Artık Bir Şeyler Yoluna Girmeliydi !

Artık Bir Şeyler Yoluna Girmeliydi !

Bir devlet hastanesi başhemşireliğinden aldığımız 3 sayfalık mesajı hiçbir ekleme yapmadan düzenleyerek dikkatinize sunuyoruz. Dikkatinize sunma gerekçemiz, Sağlık Bakanlığı ile diğer hastanelerin bu mesajda dile getirilenler ve getirilmeyenler yönünden kendilerini değerlendirmelerine yol açma umudumuzdur.

Bir devlet hastanesi başhemşireliğinden aldığımız 3 sayfalık mesajı hiçbir ekleme yapmadan düzenleyerek dikkatinize sunuyoruz.

Dikkatinize sunma gerekçemiz, Sağlık Bakanlığı ile diğer hastanelerin bu mesajda dile getirilenler ve getirilmeyenler yönünden kendilerini değerlendirmelerine yol açma umudumuzdur.

“Bir hastane düşünün ki hastanın yatak başında hemşire gözlem kâğıdı ve sıvı izlem çizelgesi yok. Esasen izlem düşüncesi diye bir düşünce yok.  İzlem formları olduğu halde kullanılmıyor. İşler göz kararı ile yürütülüyor. Çözüm için,  izlem formlarının kullanımına yönelik hazırlıklar yapılıyor ve izlemler hemşirelerce yapılıp kayda geçirilmeye başlanıyor. Ne güzel bir rastlantıdır ki kalite rehberi de hasta ve çalışan güvenliği adına hasta başında izlem formlarının bulunmasını istemektedir. Gelin görün ki bir gün başhekimin kararıyla izlem formları kaldırılıyor,” böyle bir şey olabilir mi, en azından denetimde sorun yaşarız!” diye itiraz edildiğinde ise başhekimden  “denetim sırasında kullanırsınız yeter” yanıtı alınıyor.

Tedaviler için belirlenmiş saatler yok. Her hemşire canı ne zaman isterse o zaman tedaviyi uyguluyor. Tedavi için zaman düzenlemeleri yapılıyor, hemşireler bu düzene uymaya çalışıyorlar.

70 yataklı serviste iki hemşire nöbet tutarken ve bu nedenle hemşireler hastalarını dahi tanıyamazken, hastanede hemşirelik dışı işlerde yaklaşık 90 hemşire çalışıyor.

Hasta teslimleri tedavi defteri başında hastadan uzakta yapılıyor.

Klinikte hemşireler, IV tedaviciler, müskülerciler, yatışa bakanlar, çıkışa bakanlar, ameliyatçılar, konsültasyoncular… olarak ayrılmış.  Hasta merkezli ve hasta paylaşımcı sisteme geçilerek bu durum sonlandırılmaya çalışılıyor.

Hastanede 100’ün üzerinde poliklinik hizmet vermektedir ve bunların 50 ‘de hemşireler sekreterlik yapmaya devam etmektedir… 2005 genelgesi gerekçe gösterilerek hemşireler polikliniklerden çekilmek istenir. Genelgeyi uygulamaya çalışan başhemşirenin tüm yetkileri alınır. Oysa hastanede standart kadrodan fazla sekreter bulunmaktadır. Ancak bunlar, müdüriyete bağlı diğer birimlerde çalıştırıldığı için yerleri hemşirelerle doldurulmuştur. Bu durum hemşirelerin de işlerine gelmiş olmalı ki hallerinden memnun olarak çalışmaya devam etmektedirler. Bu arada hemşire olarak döner sermaye almakta ve nöbet de tutmamaktadırlar. Bunların tutmadıkları nöbeti ise diğer hemşireler tutmakta ve bunlar gece gündüz demeden fazla mesaiye gelmektedirler.

Hastanede 10 fizyoterapist kadrosunda 10 fizyoterapist çalışmaktadır. Bakanlık bu sayıyı yeterli bulmuşken yaklaşık 8- 10 senedir 8 hemşire fizyoterapist olarak çalıştırılmaktadır. Fizyoterapistlerin nerede olduğunu, arayan soran, bilen yoktur. Hemşirelerin bu şekilde görevlendirilmelerinin genelgeye aykırı olduğu belirtilirse de bu hiçbir anlam ifade etmez. Burası en gözde hizmet birimlerinden birisi olduğu için buraya insanlar özel olarak kayırılarak görevlendirilmişlerdir ve hallerinden memnundurlar.

Fizik tedavi uygulamalarında hastanın hekim gözetiminde fizyoterapist tarafından terapisi yapılması gerekirken bu işlemler hallerinden memnun hemşireler tarafından yapılmaktadır. Gerekçe ise çok ilginçtir, “ayaktan fizik tedavinin geliri yüksek, bu nedenle daha çok hasta alalım ve kazanalım !

SUT’da hekim gözetiminde fizyoterapistin yaptığı tedavinin ödeneceği yer alırken ne yazık ki durum böyle değildir.

Poliklinikte, cerrahi müdahale odalarında, acil serviste doktor adına hemşire ve sağlık memuru tırnak çekiyor, apse drenajı yapıyor, büyük yara debridmanı yapıyor, dikiş atıyor. Ancak, kayıtlarda bu işleri doktorun yaptığı ifadesi yer alıyor.

Kırık kol bacak vs. nin alçıya alınması işlemi yine sağlık memuru ve hemşirelerce yapılıyor ve doktor yapmış olarak kaydediliyor. Oysa hiç birinin bu konuda özel eğitimi ve belgesi yok. Yapılan iş, görev sınırları dışında. Bu tür işleri yapmaya ehliyetli ve yetkili olamadıklarını ifade eden hemşireler “geçimsiz, iletişimi bozuk” diye damgalanıp soruşturmalar geçirebiliyor.

Başhemşirelik ihtiyacı olan servise başka bir servisten hemşire görevlendirdiğinde görevlendirme başhekim tarafından iptal ediliyor.

Gölge İdare olan Sendikayı da unutmamak gerekir.

Sendikalar olmalı elbette ama sendika yerini ve görevini bilmeli.  Sendika,  hastanelerin yönetimine doğrudan müdahale ederek yöneticilerin iş yapamaz hale gelmelerine sebep olmamalıdır. Sendika ne yazık ki hastane yönetimde ve her şeyde söz sahibi. Öyle ki, aynı kurum içerisinde hemşire yer değişimi için bile sendika temsilcilerinin izni gerekiyor. Sendikaya boyun eğmeyip, taleplerini karşılamayanlar ise saf dışı bırakılıyor. Yetkileri başhekimlik tarafından ellerinden alınıyor.

Sendikalı olmadığı için bazı kişilerin talepleri ancak sendikaya üye olmaları koşuluyla yerine getiriliyor ya da getirileceği ifade ediliyor.

Sendikalı olanlar sendikalı olmaya ve istenilenleri yapmaya devam ettikleri sürece kendilerini rahat hissediyorlar. Evet! Bir kişi sendikalı olmaktan kaynaklanan güvenli durumu yaşamalıdır. Ama bu yol ile değil.”

Bu mektubu ayrıca derinlemesine yorumlamaya gerek olmadığını düşünüyoruz. Ancak, bir anlamlı gelişmeye vurgu yapmak gerekiyor.

Hemşireler, çalışma hayatında yaşadıkları olumsuzlukları yetkililerle cesurca paylaşma konusunda genel olarak sorun yaşadılar, yaşıyorlar. Korku, suskun kalmalarına, suskunluk yaşadıkları olumsuzlukların daha da artmasına ve derinleşmesine yol açtı, açıyor.  Bu gerçeği yavaş da olsa görmeye, anlamaya başladılar.

Bunu nereden anlıyoruz? Bize şikâyetlerini her zamanki gibi iletiyorlar. Bir farkla! Bir çoğu gerektiğinde isimlerinin açıklanmasından korkmadığını belirtmeye başladı. “Karanlıklar, aydınlığı barındırır!” saptamasının ne denli anlamlı bir saptama olduğunu böylece bir kez daha görmenin / yaşamanın kıvancını duyuyoruz. Bize bu kıvancı yaşatan meslektaşlarımıza sonsuz şükranlarımızla.

Kaynak: THD Genel Merkez

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here