Hemşirelerin Geleceği!

40
hemşirelerin geleceği
hemşirelerin geleceği
Google Adsense

Konu başlığını hemşirelerin geleceği olarak attım ama sonunda fark ettiğiniz üzere ünlem işareti var. Ayrıca dikkatinizi çekmek isterim, ”hemşireliğin” değil ”hemşirelerin” geleceği olarak konuyu ele almak istedim. Belki Kanada’da Almanya’da Avrupa’da veya Amerika’da bu gelecek çok daha iyidir yada çok daha kötüdür. Bizim kadar umutsuz değildir ama…

Aslında bu geleceği olumsuz etkileyen bir sürü etken mevcut. Yani bunu ele alırken tek taraflı düşünmedim. Masaya yatırmamız gereken çok fazla konu var. Maddiyat, maneviyat, saygınlık, mobbing, çalışma saatleri, gün aşırı nöbetler, az elemanla çok iş gibi bir sürü etken mevcut.

Aslına bakarsanız ülke genelinde yeterli sayıda lisans diplomalı hemşiremiz var fakat yeterli sayıda alım gerçekleştirilmediği için maalesef mevcut sayılar ile yetersizlikler neticesinde iş yükümüz misli ile artıyor. Kamuda çalışan hemşirelerimiz gün aşırı 24 saatlik nöbetler ve yoğun iş temposu ile yıpratılıyor.

Google Adsense

Eskiden mantık neydi mezun olayım. KPSS sınavına hazırlanıp kamuya atanayım hem maddi açıdan rahat edeyim hemde çalışma konforum artsın. Maalesef özellikle büyükşehirlerde bu mantık artık geçersiz kılındı. Yetersiz sayıda hemşireler ile çarkı çevirmeye kalkan hastane yöneticileri, mevcut hemşireleri +130 saate varan ekstra mesai ile çalışmaya zorluyor. Tamamen  üst sınırlarda, insanlık dışı ve baskılar altında gerçekleştirilen bu mevcut çalışma sistemi insanları en zararsız hali ile istifaya yönlendiriyor. Neden ”istifa” etmek için en zararsız hali diyorum derseniz çünkü olayın psikolojik ve bedenen yıpratıcı tarafları da olduğu olabiliyor.

Uyku düzeni olmaması başta uyku problemleri olmak üzere çalışanları çeşitli depresyon tablolarına kadar sürükleyebiliyor. Ağır iş yükü fiziksel olarak zorlanmalar çeşitli hastalıklara sebebiyet verebiliyor. Mesela yoğun bakım ve yatan hasta katlarında yeterli personel olmaması sebebiyle hastalarına pozisyon verme aşamalarında görev alan hemşireler genç yaşlarda bel fıtığı gibi ağır hastalıklara yakalanıyor.

Aslına bakarsanız bizim yönetici kadrolarımız hep yaranma felsefesi ile icraatlarda bulundukları için kamu-özel farketmeksizin benzer sisteme maruz kalıyoruz. Yeni hemşire veya personel talebinde bulunmayalım, mevcut sayımız ile çarkı çevirelim veya meslektaşlarımızın haklarını savunmayalım. Etliye sütlüye karışmayalım. Koltuğumuzdan olmayalım yeter. Yok arkadaşlar yok maalesef. Emin olun zaten bu vasıfları üstlenebilecek kişiler yönetici olarak başa geçiyor. Baş kaldırıp, hak arayabilecek veya hak savunabilecek kişiler değil.

Düzen böyle…

Özel sektörde de durumlar çok farklı değil, bariz bir maddi sömürü mevcut. İşveren taban rakamlar üzerinden kapıyı açarak arayış içerisine giriyor. Elbette uzun ömürlü olmasada günü, ayı ve yılı çevirecek bir çalışanı buluyor.

Nerden tutsak elimizde kalıyor.

Kime sorsak bir kaçış yolu arıyor. Son dönemlerde kamudan istifa edip yurtdışına yerleşen ve mesleğini orda yapan hemşire sayımız artmaya başladı. Bazısı akademik hayata nasıl geçebilirimin hesabını yapıyor. Özel sektör çalışanları ise mümkün oldukça gündüz birimlerinde görev almak için çabalıyor. Fırsatını bulsa herkes kaçmak için elinden geleni yapacak durumda gözüküyor.

Niye böyle oluyor derseniz ben bunun üzerine çok düşündüm ve şöyle bir çıkarımda bulundum. Bizler toplu hareket edemiyoruz, bizler birlik içinde kalamıyoruz. Hep bireysel olarak mücadele ediyoruz. Mesleki örgütlenme nerdeyse sıfır. Unutmayın ki bugün cezaevinden salınan bir mahkum bile kamuoyu nezdinde tepki alır ve haberlere düşerse tekrardan tutuklanma kararı çıkartabiliyorlar. Nasıl doktorlarımız yurtdışına gitmekle gözdağı verip maddi olanaklarını iyileştirdilerse bizlerde bunu başarabiliriz.

Bu aşamada Hemşire Dernekleri taşın altına elini koyarak iyi bir organizasyon ve mücadele neticesinde aksaklıkları düzeltebilirler diye düşünüyorum.

Meslektaşlarıma düşen sorumluluklar ise özellikle özel sektörde çalışanlar düşük maaş tekliflerine razı gelmeyin, iş mutlaka bulunur. Her görüşmeye giden belirtilen maaşı düşük bulup reddettiği takdirde işveren piyasanın altında teklifte bulunduğunu ve bu paralara personel temin edemeyeceğini fark eder. Görev ve sorumluluklarınız dışında işler yapmayın. Sonda takmak, entübe etmek, arter kan gazı almak gibi görevlerimiz yok bizim. Görev ve sorumluluklarınızın bilincinde olun, bunun dışına çıkmayın.

Mobbing vb. olaylarda hakkınızı hukuk yolu ile arayın, kişileri ve gerekirse kurumu dava edin. Bu sizin en doğal hakkınız. Her göz yumduğunuz olay bu mesleğin geleceğini karartmaktadır. Bir ışıkta siz tutun!

Google Adsense

CEVAP VER

Lütfen yorum ekleyiniz!
Lütfen bu alana isminizi giriniz.